AĞIZ,DİŞ VE ÇENE CERRAHİSİ

AĞIZ,DİŞ VE ÇENE CERRAHİSİ

Ağız, diş ve çene bölgesindeki hastalıkların klinik ve radyolojik muayene ile tanısının konulduğu, ilaçlar ve cerrahi yöntemler kullanılarak tedavilerinin yapıldığı diş hekimliği dalıdır.

Çene-Eklem Hastalıkları

TME (Temporomandibuler eklem) problemi denilen bu hastalıklarda çene eklemine özel tedaviye yönelik bir takım işlemler yapılmaktadır. Uzman doktor tarafından öncelikle çene eklemi çene eklemindeki problem teşhis edilir.

Teşhiste, eklem içini görebilmek için 3D Tomografi görüntülerinden yararlanılır. 3D tomografi sayesinde teşhis çok daha kolay ve doğru bir şekilde yapılabilmektedir. Daha sonra eklem uzmanı tarafından gerekli tedavi planlanır. Çene eklemi tedavileri uzun süreli tedaviler olup hastanın da bir takım egzersizleri günlük olarak yapması gereken tedavilerdir.

Diş Gıcırdatma:

İnsanlar genellikle farkında olmadan uyku sırasında diş gıcırdatma yaparlar. Stres altında bulunan insanlarda ve kaygı eşiği düşük olan kişilerde diş gıcırdatma sıklıkla görülür. Bu durum bazen ağızda herhangi bir belirti veya soruna neden olmadan devam edebilir. Ancak dişlerin kısa süre içerisinde boylarının kısalması, diş yüzeylerinin ve eklemin aşınması anlamına gelir. Bu durumda baş ağrısı ve kulak ağrısı kaçınılmaz olacaktır. Birçok insan dişi sıktığını farkında olmaz.

Tedavi yöntemi nedir?

Dişlerinizin ölçüsü alınarak hazırlanan gece takılan yumuşak veya sert gece plakları önerilir. Bu plakların belirli aralıklarla yenilenmesi gerekir. Bununla beraber de kişinin günlük hayatındaki stresi azaltması tedavinin başarısı açısından önemlidir.

Çene eklemi tedavisinde hastalığın şiddetine göre her zaman tamamen bir iyileşme olamamaktadır. Buradaki esas iyileşme kriteri ağrısız bir şekilde günlük çene hareketlerini (yemek yeme, konuşma, yutkunma vb) yapabilir.

20 Yaş Dişleri

Ağızda en son süren dişler olarak 20 yaş dişleri çoğu zaman sürecek yer bulamazlar. Kendilerine az yer kalması nedeniyle sorun çıkarırlar. 20’lik dişler genellikle 17 yaşından itibaren sürmeye başlar.

İkinci büyük azı dışı yani yedi numaralı dişin arkasında son diş olarak yer alırlar. Bazı insanlarda doğumsal olarak hiç oluşmayabilirler. Bu durumda herhangi bir şey yapılması gerekmez. Ancak günümüzde genellikle gömük olarak kalan 20 yaş dişleri çene kemiğine ve öndeki dişe uyguladıkları basınç nedeniyle kişiye ağrı ve ızdırap verebilirler. Bu gibi durumlarda cerrahi yöntemlerle alınması gerekir. Diş gömük olduğunda dişeti altında veya kemik altından alınabilir.

Ulaşılması ve görülmesi zor olan bir bölgede olduklarından dolayı fırçalanması ve bakımı diğer dişlere göre daha zor olabilmektedir. Yetersiz fırçalamaya bağlı olarak 20 yaş dişleri kolayca çürüyerek ağrılara ve ağız kokusuna yol açmaktadır.

Herhangi bir soruna yol açmasa bile diğer dişlerin düzgün sıralanmaları için 20 yaş dişlerinin ortodontik tedavi amacıyla çekilmeleri gerekebilir. Bu gibi sebeplerden dolayı 20 yaş dişlerinin lokal anestezi ile yalnızca bulunduğu bölge uyuşturularak çekimi gerekmektedir.

Lokal anestezi altında yapılan tedavi sonrasında herhangi bir ağrı hissedilmez. Herhangi bir ağrı hissedilmesi durumuna karşı reçete edilen ağrı kesici ile ağrı sona erdirilebilir.

Yanaktaki ödem dişin durumuna göre ve kişiden kişiye çok değişkenlik gösterir. Şişlik oluşmaması için yanak bölgesine ilk 24 saat soğuk tampon (buz kompres) yapılmalıdır. Hafif şişlik olması normaldir ve iyileşme için gereklidir.

Çıkmayan 20 yaş dişleri çevresinde oluşturdukları bası nedeniyle iltihap oluşur. Bu enfeksiyon nedeniyle yüzde ağrı ağız açmadan zorluk yaşanabilir. 20 yaş dişleri bölgesinde dişeti kabarır. Dişin bir kısmı çıkar bir kısmı çıkmaz ise dişeti cebi oluşur. Oluşan dişeti cebi içerisinde bakteri plağı tutunur ve ağızda kötü koku ortaya çıkar. Diş eti cebi kenarından 20 yaş dişinin çürümesi de sıklıkla karşılaşılan bir sorundur.

Uzun süre çıkamayan 20 yaş dişleri yaptıkları basınç nedeniyle kasların spazmına neden olur ve adı verilen ağız açma zorlu yani çene kilitlenmesi gibi istenmeyen durumlara yol açabilir. Dişin çekiminde gömük dişin pozisyonuna göre, cerrahın uygulayacağı farklı teknikler mevcuttur.

Çürük veya travmaya bağlı olarak meydana gelen enfeksiyonlar ilerleyen dönemlerde kök ucunda kist oluşumuna neden olabilir. Bu gibi durumlarda sadece kanal tedavisi yapmak, kemiğe ilerleyen bu enfeksiyonun temizlenebilmesi için yeterli değildir.

Sorunlu dişlere kanal tedavisini takiben cerrahi bir operasyonla kök ucu açılarak kist, enfekte olmuş kemik dokusu ile beraber temizlenir. Özellikle ön grup dişlerde dişlerin ömrünü uzatan bir tedavi seçeneğidir.

Tedavi sonrasında hasta bu dişini uzun yıllar hiç bir sorun yaşamadan rahatlıkla kullanabilir.

Çürük veya travmaya bağlı olarak meydana gelen enfeksiyonlar ilerleyen dönemlerde kök ucunda kist oluşumuna neden olabilir. Bu gibi durumlarda sadece kanal tedavisi yapmak, kemiğe ilerleyen bu enfeksiyonun temizlenebilmesi için yeterli değildir.

Sorunlu dişlere kanal tedavisini takiben cerrahi bir operasyonla kök ucu açılarak kist, enfekte olmuş kemik dokusu ile beraber temizlenir. Özellikle ön grup dişlerde dişlerin ömrünü uzatan bir tedavi seçeneğidir.

Tedavi sonrasında hasta bu dişini uzun yıllar hiç bir sorun yaşamadan rahatlıkla kullanabilir.

Çene Kistleri

Dişlerin köklerinde veya çene kemiğinin herhangi bir bölgesinde gelişebilen normalin dışındaki patojen yapılara kist denilir. Kist cerrahisi zorunlu bir işlem olup sadece ilaç kullanımı ile ne yazık ki iyileşme sağlanamamaktadır. Bu nedenle çene cerrahları tarafından sınırları belirlenip bulundukları bölgeden cerrahi olarak çıkarılmaları gerekmektedir.

Diş kisti operasyonları zamanında yapılmaz ve kist uzun zaman çene içerisinde kalırsa çene kemiğinde ciddi deformasyonlara neden olabilmektedirler. Bu nedenle tespit edilen kistlerin en kısa sürede çene cerrahı tarafından cerrahi olarak çıkarılmaları gerekir. Cerrahi işlemden sonra düzenli aralıklarla kontrollerinin yapılması çok önemlidir. Bu şekilde diş kistinin neden olduğu kemik kaybının iyileşme süreci izlenmelidir.

Diş kaynaklı kistler genellikle iyi huylu ve yavaş büyüyen oluşumlardır ancak zamanında müdahale edilmediği takdirde çok büyük boyutlara ulaşıp sinüs, burun boşluğu, sinir gibi normal anatomik boşluklara zarar verebilir veya malignite bulguları gösterebilir (kötü huylu tümörlere dönüşüm görülebilir). Oluşan kistler fokal enfeksiyon odağı olurlar. Buradan hareket eden herhangi bir mikroorganizma, kan yoluyla kalp, eklem ve böbreklerde yerleşebilir. Bu yerleşmelerden dolayı çok ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle diş kistlerinin mutlaka temizlenmesi gerekir.

Kist operasyonunun diş çekimi, implant gibi işlemlerden herhangi bir farkı yoktur. Etkili ve yeterli bir anesteziyle ağrısız bir şekilde yapılır. Sonrasında aynı diğer cerrahi işlemlerde olduğu gibi doktorunuz tarafından önerilen antibiyotik, ağrı kesici ilaçlar ve antiseptik gargaralar kullanılır. Sık yapılan kontrollerle rahat bir iyileşme süreci geçirilir.

2018-06-05T06:12:29+00:00